Yazıya başlamadan önce bir hayli düşündüm, ne başlık atsam diye.. Gündeme boomba etkisiyle düşen bir ola
ydan bahsedeceğim ama gün içerisinde bakış açılarının farklılığı dolayısıyla binbir bomba etkisi yaşandığından, bu yazıyı okuyacakların bir kısmının ilgisi cezbedilmeyecektir.
Sabah iş için hazırlanırken, televizyonda gazetelerin manşetlerine göz atan programlardan birinin spikerinin sesi kulaklarıma çalındı.
Egemen Bağış ismini algıda seçicilik gereği bir anda duyunca banyodan çıkıp salona koştum, baktım yine nerede ne olmuş, ne açıklama yapılmış diye.. Ve ardından olayla yüzyüze geldim:
Milliyet’in bugünkü manşetinde Egemen Bağış’ın Devlet Bakanlığı ve Başmüzakerecilik dışında bir de iş adamlığı yapıyor oluşu yer alıyor ve olay şu başlıkla yorumlanıyor: “Hayırlı işler Egemen Bey!”
Haberin içine ve ayrıntılara geçince durum biraz daha netleşiyor:
“23 Ocak’ta ‘BNB Hazır Giyim Tekstil’ adlı bir şirket kuran Bağış çifti, İstanbul Astoria Alışveriş Merkezi’nin zemin katındaki Z1-08 adresli Butik Vakko’nun işletmesini devraldı. Butik Vakko, Vakko firmasının özellikle eşarp, gömlek ve kravat ürünleri üzerinde uzmanlaşan bir mağaza tipi.
İsminin baş harfleri
Böylece, ocak ayı Bakan Bağış için oldukça hareketli geçmiş oldu. Bağış, aynı ay içinde hem ‘devlet bakanı’ ve ‘başmüzakereci’ olarak siyasi kariyerinde ciddi mesafe kat etti, hem de Vakko bayii olarak iş dünyasına önemli bir adım attı.
Edinilen bilgilere göre, Bağış çifti ikinci ticari adımını, yine Astoria’da Vakko’nun erkek giyim markası W’yu açarak atmaya hazırlanıyor. Bağış çiftinin Vakko mağazaları açmak için kurduğu ‘BNB Hazır Giyim’, adını Egemen Bağış’ın eşi Beyhan Nilser Bağış’ın baş harflerinden alıyor. Beyhan Hanım’ın şirketteki hissesi yüzde 95, Egemen Bağış’ınki ise yüzde 5. “
Görüldüğü üzere yalnızca sembolik bir hissesi olan Egemen Bağış, buna rağmen bir iş adamı olarak lanse ediliyor ve gündeme oturuyor.
Bir kamu görevlisinin aynı zamanda farklı kesimlerler maddi-manevi çıkar ilişkisi içinde olabileceği bir pozisyonda olması yasalarla belirlenmese de (ki belirlenmiş de olabilir) misyon gereği hoş karşılanmamakta (Milliyet bunu manşetine taşıdığına göre böyle anlıyorum).
Aksi yönde düşünmek de mümkün elbet. Sonuçta, bir insan devlet görevi yapmadan önce bir takım ticari faaliyetlerde bulunuyor olabilir, kimi şirketlerde hissedar kimilerinde yönetici pozisyonunda olabilir. Devlet kendisine bir misyon (ki Bağış için bu ani bir misyon olmuştur) yüklediğinde o işlerden tamamen elini eteğini çekmesinin beklenmesi zaten gariptir ki söz konusu olan Bağış’ın kendisinin değil gerçekten bu işi yapan eşinin işidir. Bağış’ın yüzde 5′lik bir hissesi bulunmakta ve eşine destek olmaktadır.
Milliyet,’in haberinin devamında AB’de durumun nasıl ele alındığı yazılıyor:
“Çıkar ilişkileri açısından gerek kamuoyunun gerekse basının sıkı denetim altında tuttuğu Avrupalı siyasetçiler, genelde özel alandaki faaliyetlerden kaçınma yolunu tercih ediyor.
Temiz ve şeffaf siyaset uygulaması çerçevesinde özellikle Avrupa Birliği kurumlarındaki üst düzey görevlilerin ikinci bir işle uğraşmasına sıcak bakılmıyor. Avrupa kurumlarında siyasilerin yolsuzlukla mücadele ve çıkar ilişkileri konusunda örnek davranış sergilemeleri, şeffaf ve hesap veren bir yönetim anlayışı benimsemeleri isteniyor.
Hisseye bile izin yok
Avrupa kurumları tarafından hazırlanan belgelerdeki ortak vurguyu ise kamu sektöründe “pazarın hassas bilgilerine ulaşımı olan, mali politika belirleyen ya da mali kararlar alabilen, mali piyasa düzenlemeleri yapan” yetkililerin, mutlaka detaylı mal beyanında bulunmalarının gerekliliği oluşturuyor.
Örneğin, Avrupa Parlamentosu üyeleri, parlamenter seçildikten sonra siyasi etik gereği diğer profesyonel faaliyetlerini bırakıyor. AB Komisyonu üyelerinin ise, bu görevleri dışında özel aktiviteye sahip olmaları yasak. Hatta şirketlerde pay sahibi olmalarına da izin verilmiyor.
AB, Türkiye’yi eleştiriyor
Siyasilerin, siyaset dışı faaliyetlerde bulunmalarının engellenmediği üye ülkelerde etik kurallar devreye giriyor. Siyasetçiler, çıkar ilişkisi eleştirileriyle karşı karşıya kalmamak için ek görevlerinden istifa etme yolunu seçiyorlar.
Etik ilkelerin eksikliği, AB’nin Türkiye’yi her İlerleme Raporu’nda eleştirdiği konular arasında yer alıyor. AB, özellikle TBMM üyeleri ve kamu yetkilileri açısından bu ilkelerin devreye sokulmasını talep ediyor. “
Anlaşıldığı üzere, sırf kamu yararının zedelenmemesi ve iltimas olmaması için bile kamu görevliliği süresince başka işlerle uğraşılması hoş karşılanmıyor, hatta hissedar olmaları bile etik sayılmıyor.
Yoruma açık bir konu.. Açık olan bir başka şey ise, Astoria’daki Vakko’dan artık daha çok insanın daha çok hediyelik eşya alacağı ve alışveriş yapacağı..


1 comment
Comments feed for this article
April 5, 2010 at 5:55 am
online
o Evet, muhtemelen bu yuzden