Başbakan Brüksel’den döneli çok oldu ama söyledikleri hala kulaklarda yankılanıyor…
EPC’de yapılan konuşma yabancı basında Ankara’nın Hamas yandaşı olduğu şeklinde yankılanıyor. Ülke içinde ise iki ayrı akım var: Avrupa’nın kalbi Brüksel’de AB-Türkiye ilişkilerine yönelik üzerinde durulması gereken onca husus varken, bu denli duygusal bir tutum takınıp, “Hamas”la AKP’yi özdeşleştirip, “onlar da seçimle geldi biz de, neden bu kadar üstlerine gidiliyor” tarzı açıklamalarda bulunmak neden?
Bir kere seçimle iş başına gelmiş olmak, o iş başındaki kişi veyahut kurumun eleştirilemeyeceği anlamına asla gelemez. Aksine demokratik bir toplumda eleştirilebiliyorlarsa bir anlamı vardır mevcudiyetlerinin..
Konuyu farklı yorumlayanlar da yok değil. Özellikle sağ kesimden yükselen sesler, Erdoğan’ın takındığı tavrı destekler cinsten. İsmini hatırlayamadığım Türkiye gazetesi yazarı(işim gereği sağ sol dinlemeden her görüşü savunan basılı yayınları okumakla yükümlüyüm) Türkiye’nin ABD, İsrail ve Avrupa’nın kuklası pasif, çekingen bir dış politika izlemesindense, işe birebir dahil olabileceği bölge ve ükelerle yakın ilişki kurmsı gerektiği ve DP’sini buna göre şekillendirmesi gerektiğini söylüyor…
Bir diğer konu ise Erdoğan’ın enerji faslı konusundaki açıklamaları:
Erdoğan bu hafta, Brüksel’de yaptığı konuşmalardan birinde enerji faslının başta Kıbrıs rum kesimi olmak üzere AB genelince bloke edilmesinin Nabucco konusunu yeniden gözden geçirmesi demek olduğunu açıkladı. Ve kıyametler koptu.
Aman efendim Türkiye enerji konusunu AB üyeliği için şantaj olarak kullanıyormuş, aman efendim Türkiye’nin AB üyeliği AB’nin enerji güvenliği ile kıyaslanamazmış, bıdı bıdı..
Garip..
Uykum geldi düşünürken..


Leave a comment
Comments feed for this article